Siirt Örf-Adet-Gelenek-Görenekleri
Siirt bölgesinde, târih boyunca çeşitli milletler ve kültürler gelip geçmiştir.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra buraya hâkim olan Artuklular, göçebe Türkleri
yerleştirerek bu bölgeyi Türkleştirmişlerdir. Diğer kültür ve milletlerin izleri
kaybolmuş ve bölge Türk-İslâm kültürüyle yoğrulmuştur. Türk aşiretlerinin örf,
âdet ve gelenekleri birçok yerde hâlen devam etmektedir.
DOĞUM
Evlilik telaşının sona ermesiyle, doğum hazırlıklarına başlanır. Özellikle ilk
doğum büyük ilgi uyandırır. Doğum haberi kızın ailesi ve yakın akrabalarına
hemen ulaştırılır. Doğumun ilk günü kızın annesi süt gönderir. Aradan bir hafta
geçtikten sonra kızın annesi tarafından hazırlanan çocuk çeyizi götürülür. Bu
eşyalar arasında; kundak ve elbise, pijama, havlu, pudra, kolonya, bir kaç
sabun, bir kaç kat elbise, atletler, kilotlar, lastik kilotlar, muşambalar,
salya önlükleri, zıbın, yorgan, yastık, kırlent ile anneye bir takım elbise ve
bir teneke çekirdek bulunur. Çekirdek arasında misafir şekeri, fıstık ve leblebi
vardır. Ailenin maddi durumuna göre çocuğun beresine çeyrek, yarımlık veya bir
altın lira iliştirilir.
Doğum yapan kadın kırk gün dışarı çıkmaz. Evde yalnız da bırakılmaz. Bu müddet
zarfında ev işlerine karışmaz. Kız annesi ilk gün süt, ikinci gün kebap, üçüncü
gün büryan gönderir. Bundan sonra yakın akrabalar doğum tebriğine gelirler.
Hediyelerini getirirler. Çocuk erkek ise hediyeler daha kıymetli olur. Kırkıncı
günün sonunda gelin baba evine giderek orada bir hafta kalır. Kendisine ve
çocuğa verilen hediyelerle eşinin evine dönerek, artık normal anne hüviyetine
kavuşur.
SÜNNET
7-8 yaşına varan bir çocuğun babası, maddi imkanlarına göre kendi çocuğuna ve
komşu öksüz çocuklardan birkaçına yeni elbiseler yaptırır. Sünnet günü cümadır.
Cumadan iki gün önce davullu, sazlı ve sözlü eğlence yapılır. Cuma günü en güzel
şekilde giydirilen çocukların başlarına dizili altınlar konulduktan sonra,
mahalle çocukları ile birlikte araçlara bindirilerek şehir içinde gezdirilir.
Cuma namazından sonra davetliler eğlence yerinde toplanır. Burada sünnet evi
tarafından hazırlanan yemekler yenilir. Sünnetçi davetlilerin huzurunda
çocukları sünnet ettikten sonra boş bir tepsi gezdirerek para toplar. Sünnetten
üç gün sonra dost, akraba ve komşu kadınları sünnet evine tebriğe, hediyeleri
ile birlikte giderler. Yemeklerini yiyerek dağılırlar ve sünnet merasimi
tamamlanmış olur.
ÖLÜM
Siirt'te ölen kişiye çok büyük değer verilir. Uzun süre yas tutulur. Erkekler
bir süre tıraş olmazlar. Ölüm haberi ölü evinden yükselen feryatlarla duyulur.
Ölüm hangi saatte olursa olsun, komşular ve haberi işiten akrabalar cenaze evine
koşarlar. Ölğm gece olmuşsa cenaze yıkanır. Bulunan hocalarla sabaha kadar hatim
indirilir. Sabahleyin camilerde sela verildikten sonra toplanan kalabalıkla
tabut, cenaze namazı içi en yakın camiye götürülür. Ölen kadın ise tabut üzerine
entarisi ve tülbenti, erkek ise şapkası ve çeketi, talebe ise önlüğü konulur.
Genç yaşında ölenlerin tabutları çeşitli enklere boyanır. Yaşlı ise sadece
yeşile boyanır. Ölen çocuk ise tabut yapılmaz. Sadece aile efradı tarafından
üzerine eşarp artülür ve kucakta taşınır.
Cenaze namazı kılındıktan sonra camide ıskat töreni başlar. Bir mendilin içine
ıskat için çıkarılacak paranın on mislinde yerleştirilen altınlar, ölenin yaşına
eşit sayıda sıralanan cemaate tek tek dolaştırılır. Bu dolaştırma sırasnda
mendili bir kişi taşır ve herkese hibe ederek tekrar hibe alır. Bu alış-verişe (kubul
tü minke vehaptu ileyke) denir. Iskat için çıkarılan paralar, imama, müezzine,
fakirlere ve cemaate dağıtılır. Bu bir nevi keffaredir. Cenaze namazından sonra
tabut camiden mezarlığa kadar eller üzerinde taşınır. Tabut önünde giden bir-iki
çocuk Kur'an-ı Kerim cüzlerini ve "İmraba" sandıklarını taşır.
Camide dağıtılan ıskat paralarından ayrı olarak cenazeyi kaldırmak "Şeyle" için
çıkarılan diğer paralarla, mezarlıkta tilavet edilen Kur'an-ı Kerim için;
imamlara, hafızlara, cüzleri taşıyan çocuklara ve talkını yapan hocaya ücreti
verilir. Ayrıca, ölü yıkayıcısına, tabutu yapan marangoza, mezar kazıcısına ve
teneşir taşı tahtasını taşıyana paralar dağıtılır. Mezarlıkta dini merasim
bitince, ölenin işyeri veya evine gidilir. 5-10 dakikalık istirahatten sonra baş
sağlığı dilekleri iletilir ve cemaat dağılır.
Gömüldüğü günün gecesinden başlayarak ölü için üç gün süren "Helete" ve
ziyaretler yapılır. Camide uygulanan bu adetler gereğince dört ikindi, üç sabah
olmak üzere yedi ziyaret yapılır. Ziyaretlerde hafızlar Kur'an-ı Kerim okur.
Gelenlerde huşu içinde bağdaş kurarak dinlerler. Ancak günümüzde ziyaret
adetleri terk edilmiş, sadece akşam namazından sonra ki "Helete" sadeti devam
etmektedir.Gelenler, her hafız değiştiğinde kalkıp gidebilirler. Ziyaretler
devam ederken bu günlerin akşamları yatsı ezanına kadar camilerde "Helete" diye
tabir edilen tören uygulanır. Bu törende "Helete" ayeti ile başlayan (insan)
Sure-i Celilesi ve bazı küçük ayetlet okunarak hayır dualar okunur. En fazla
ilgi toplayan ve 20-30 dakika kadar süren bu töreni, sonuna kadar takip etme
mecburiyeti vardır. Yatsı namazını kılan ölünün yakınları topluca ölü evine
giderler ve kısa bir süre kalarak dağılırlar.
Ölü evine, yakın akraba ve dostları tarafından ilk gece yemek gönderilir. Çünkü,
ölenin aile efradı üzüntüsünden yemek yapmamıştır. Üç gün süren Helete ve
ziyaretler müddetince gelenler ölünün yakınları tarafından kapıda ayakta
karşılanırlar. Ailenin küçükleri gelenlerin ayakkabılarını düzeltirler. Taziyeye
gelenlere herhangi birşey ikram edilmez. Yalnız Helete sonunda camiden
ayrılanlara kapıda sigara ikram edilir. Bu törenlerden başka kadınlar da üç gün
süreyle taziyeye giderler.
Ölümden sonraki cumadan başlamak üzere, üç cuma kadın ve erkekler ayrı ayrı
mezarlığa gidilerek, ekmek, helva, pasta, kurabiye ve meyve dağıtılır. Bunlar
dost ve akrabalar tarafından hazırlanarak Perşembe günü ölü evine götürülmüş
olur. Ölümün altıncı gününde kadınların katıldığı "İsboh" adı verilen bir tören
yapılır, kadın hafızlar Kur'an-ı Kerim ve kasideler okur.
Sosyal bir dayanışma ve kaynaşmayı gerçekleştiren ziyaretler ve Helete
sayesinde, ölü yakınlarıyla dargın olarlar barışırlar. Ölü ailesi takip eden ilk
bayramda dışarı çıkmaz ve evinde oturarak taziyeye gelenleri kabul eder.
Bu ziyaret sırasında sigara ve son zamanlarda da şeker ikram edilmeye
başlanmıştır. Ölenin ismi genellikle aile içinde anılmaz. Ancak ölünün (varsa)
yeni doğan bir torununa ad olarak verilir. Dul kalan kadınların çoğu
evlenmezler. Çocukları varsa bütün hayatlarını onlara vakfederler. Dul kalan
erkekler ise aradan kısa bir müddet geçince genellikle sessiz bir şekilde
evlenirler. Dulların evlendikleri gece, evlenen dul erkek ise, ilk karısının
ailesi tarafından mezarlığa gidilir, akşama yakın bir zamanda merhum kadının
mezarı başında mum yakılır. Ölümden bir sene sonra, hali vakti yerinde olanlar
mezara lahit yaparlar. Ayrıca, her bayram arefesi mezarlıklar ziyaret edilerek,
fakirlere para ve yiyecek dağıtılır, Kur'an-ı Kerim okutulur.
EVLİLİK
Kız Beğenme
Mayıs ayında başlayan ve "Şihir" tabir edilen ilkbahar gezmelerinde, düğünlerde,
aile toplantılarında vb. umumi yerlerde kızı görüp beğenen erkek, ailesine
açılır ve "Falan kız kimlerden?" diyerek o kızı istediğini ima eder. Bunun
üzerine erkek ailesi kız hakkında etraftan bilgi toplamaya başlar. Sonuç olumlu
olursa, kadınlardan kurulu bir topluluk, kızı ailesinden ister. Kız evi nazlanır
ve aynı zamanda erkek hakkında araştırma yapar. Bu ara geliş-gidişler devam
eder. Araştırma neticeleri uygunsa, kız evi rıza gösterir ve bunu kahve-şeker
ikramıyla belli ederek "Allah hayırlı etsin" temennisinde bulunurlar. Kız
tarafı, damat tarafı erkeklerinin, kendi erkeklerini ziyaret etmesini isterler.
Erkekler arasında isteme şekli daha samimi ve daha kısadır. Diğer bir deyişle iş
kadınlar tarafından olgunlaştırılmış, erkekler tarafından noktalanmış olur. Bunu
takip eden bir iki gün içinde gündüz kadınlar, gece erkekler olmak üzere, iki
koldan kız evine gidilerek söz kesimi "Temlihkeyye" yapılır.
Nişan
Önce erkek tarafı nişan yüzüğü için ölçü ister. Arkasından da kız tarafı ölçü
ister. Buna göre yüzükler alınır. Nişan günü erkek tarafı gelin evine bir torba
kesme, bir torba toz şeker, iki kilo kahve ve yeteri kadar sigara ve kibrit
gönderir.
Kapısı ardına kadar açık bırakılan kız evine gelen misafirler erkek ve kadın
olarak ayrı ayrı toplanırlar. Misafirlere şeker ve kahve ikram edildikten sonra
imam, nişan duasını üç defa okur. Her defasında "Oğlumuz falana, kızınız falanı
veriyormusunuz?" diye tekrarlar. Kız tarafının bir büyüğü "Atayna" (verdik) der.
Bu söz üzerine damat adayının kardeşi veya genç bir yakını derhal yerinden
fırlayarak "Verdik" diyen kimsenin ve hocanın elini öper ve fatiha okunur.
Merasimin bitirildiği hemen kadınlara ulaştırılır. Damat tarafının kadınları, bu
olayı "Tililili" (sevinç çığlıkları) ile ilan ederler, ve eğlence ile takılar
takılır.
Nişan tarihinden bir hafta sonra Perşembe gecesi damadın yakın akrabaları
toplanarak kız evine giderler. Misafirler biraz istirahat ettikten sonra
gelinlik kız, yaş sırasına göre gelenlerin ellerini öper, onlar da kendisine
çeşitli hediye veya para verirler.
Nikah
Nişanlılık devresi devam ettiği müddetçe damat tarafı, gelinlere izzet ve
ikramlarda bulunur. Her mevsimin meyvelerinden götürülür. Bayramlarda bayramlık
hediye verilir. Mahalli günlerden olan Cıgor'da baklava, portakal; Yumurta
Bayramı'nda sayıları 100 ile 500 arasında yumurta gönderilir.Her iki taraf
içinde iktisadi bir yıkım olan bu adetler, çok yavaş bir şekilde terk
edilmektedir. Önceleri damat tarafını masrafa sokan bu adetler, evlilikten sonra
kız yakınları tarafından ömür boyu devam ettirilir.
Pazartesi günü evli telaşı,
Çarşamba gelince kına yarışı,
Cuma gecesinde inletir başı,
Şarkın incisi güzeldir Siirt.
Damat tarafının hazırladığı hamam takımı, ayakkabı, manto, çanta gibi bütün
eşyalar sandık içinde kız evine götürülür. Güğüm ve bakır ibrik kız tarafından
çıkarılır. Kız evi, gelen kadın misafirlere çeşitli yemekler ikram eder. Kız
evinde her iki taraftan toplanan kadınlar huzurunda tarafların çıkardığı çeyiz
eşyaları tek tek gösterilir. Her gösterişte bir alkış tufanı kopar. Bu sırada
kız ailesi tarafından damadın yakınlarına hazırlanan "Sabahiye" denilen
hediyeler de teşhir edilir. Bu eşyalar gerdek gecesinin ertesi günü Cuma sabahı
sahiplerine verilir. Bu teşhir işine "Şebeş" adı verilir.
Düğünler dört gün sürer. Bu dört gün boyunca yapılan hazırlıklar damat evinde
yürütülür. Gelin evinde sadece genç kızlar ve kadınlar eğlence düzenlerler.
Düğünün ikinci günü olan Salı günü gelinin eşyaları damat evine taşınır.
Kına Gecesi
Çarşamba gecesi kına gecesidir. Sabahleyin gelin, damat ailesinin kadınlarıyla
hamama götürülerek sevgi gösterileri arasında yıkanır. Damat tarafı, hamama
mevsimine göre çeşitli meyveler gönderir. Geceleyin damat tarafı kalabalık bir
erkek-kadın topluluğu ile kız evine kına götürerek gelinin eline sürerler. Bu
kınanın içine damat tarafı bir miktar para koyar. Gelin evinden dönüşte tekrar
eğlencelere başlanan erkek evinde, damadın da eline kına sürülür. Kına
misafirlere de dağıtılır.
Erkekler arasındaki eğlenceler kadınlarınkine göre nispeten daha renkli olur.
Geç saatlere kadar devam eden eğlencelerden sonra damat sabaha karşı damat ve
yakınları için tümüyle tutulan hamama arkadaşlarıyla birlikte gider. Yıkandıktan
sonra topluca damat evine gidilerek mükemmel bir sabah yemeği yenilir.
İkindiye doğru damadın tıraşı merasimle yapılır. Damadın odası gelin evinden
gelen kadınların ve komşuların yardımlarıyla düzenlenirken, gelin de yakın
arkadaşları tarafından süslenir ve baba evinde son dakikalarını yaşamaya başlar.
Süslenen gelin yatsıya kadar gelinlik elbisesi ve duvağı ile oturarak komşuları
tarafından ziyaret edilir. Yatsıdan sonra damat ve taraflarınca damat evine
götürülür. Bu sırada sağdıçlar damada talimat verir.Sağdıç, damadın akrabası
veya yakın dostlarından biridir. Aynı şekilde gelinede ablası veya yengesi
nasihat ederek sağdıçlık görevini yerine getirmiş olur. Damadı, arkadaşları
salavatlar arasında giydirirler. Damadın elbise düğmelerini iliklememesi,
ayakkabı bağlarını bağlamaması tenbih edilir. Gelinle birlikte koltukta
karşılıklı otururlarken gelinin damadın ayağına basmaması için dikkatli olması
tavsiye edilir. Çünkü, gelin damadın ayağına basarsa, erkek evlilik müddetince
karısından korkar ve kılıbık olurmuş. Aynı şekilde merasim sırasında damadın
bekar kızlar tarafından "Murat" (dilekleri olsun) diye çimdiklenmemesi hususu
hatırlatılır.
Gelin, damat evine gelirken damadın kardeşi veya en yakını tarafından elinden
tutularak kalabalık arasında salona çıkarılır. Gelin tam cümle kapısından
girerken içinde bozuk para ve arpa bulunan bir testi, büyük bir gürültüyle
kırılır. Böylelikle gelinin kayınbaba evinden korkacağına inanılır. Arpa,
gelinin erkek çocuk doğurması içindir. Gerdek odasının önündeki salonda
hazırlanan koltuklarda karşı karşıya oturan gelin ile damadın üstüne para
serpilir. Damat, gelini salona girerken, etrafa para saçarak karşılar. Dualar ve
salavatlar arasında bir müddet salonda oturan damadın elinde mumlarla süsle bir
tabak bulunur. Son zamanlarda mumlar yerine ampul veriliyor. Kalabalığın
dağıtılması için, gelinle damadı hemen gerdek odasına sokarlar. Etrafın
dağıldığına kanaat getiren erkek, abdest alarak iki rekat şükür namazı kılar ve
dua eder. Namazı bitiren damat, soyunmadan önce eline hediyesini verir. Daha
önceden gerdek odasındaki masaya konan "Damad Mendili" diye tabir edilen bohça
içinde bulunan kuruyemişlerden birbirlerine ikram eden gelin ve damat,
kurdukları yuvanın geleceğinden konuşarak geç saatlere kadar uyumazlar.
Ertesi gün sabah namazından evvel uyandırılan damat, hamama götürülür. Öğle
vakti Cuma Namazı kılınır. Dönüşte akraba ve yakın arkadaşları ile öğle yemeği
yer. Gelinin akrabaları hediyeler ve iki tepsi baklava ile kızlarını görmeye
gelirler ve öğle yemeğini burada yerler. Üç gün sonra akşam, dost ve akrabalarla
birlikte damat gelini babasının evine götürür. Kayınpeder ve kayınvalidesinin
elini öper ve hediyesini alır. Bu hediye kol saati, yüzük veya elbiselik kumaş
olabilir. Bu ziyaretten yedi gün sonra da gelin terafı kızlarını görmeye
giderler ve hediyeler götürürler. Evlilikten kırk gün sonra, gelin babasının
evine gider. Bir hafta orada kalır. Bundan sonra gelin tarafı damatlarına bir
akşam yemeği verir. Vakit ilerleyince damat, hanımı ile birlikte evine döner.
Böylece kuruluşu tamamlanan yeni aile, yaşayışına normal bir şekilde devam eder.
Cigor
Mahalli bayramların başında gelen cıgor, Şubat ayının ilk Pazartesi günü
başlayıp 3 gün devam eder. Şubat ayının ilk Pazartesi aynı zamanda
Hıristiyanlarda perhiz günüdür. Bir zamanlar bölgede yaşayan hıristiyanlara göre
nazire olarak kullanılan Cigor'un Arapça gegir, gıcık (kızdırma) kelimesinden
türemiş olabileceği, veya baharla birlikte insanların çevreye çıkmaları
anlamında "Çık gör" olabileceği düşünülmektedir. İlk günde erkekler, diğer
günlerde de kadınlar ayrı ayrı tepelere gezilecek yerlere giderler. Özellikle
Botan Nehri kenarında bulunan Rasulhacer (Taşbaşı) Mağaraları'na gidilir.
Burada, ilkbaharın müjdecisi olan, nergiz çiçeklerini toplarlar. Günün özel
yemekleri olan Bunbar, cokat, pekmez tatlısı, rayoşu meketip ve mevsim
meyvelerini beraberinde getiren halk, akşama kadar burada eğlenir. Bu bayram
dolayısıyla nişanlı kız ve evli kadınlara hediyeler gönderilir. Aynı gece
damlarda "Suke" denilen meşaleler yakılarak baş üzerinde dakikalarca çevrilir.
Mevsim şartları el vermediği zamanlar bu törenler, evlerde yapılmaktadır.
Yumurta Bayramı
Her yıl Mayıs ayında kutlanan bu yöresel bayram nedeniyle, bütün evlerde yumurta
kaynatılır. Nişanlı ve yeni evlilere 100 ile 500 arasında yumurta gönderilir.
Kurulan bayram yerinde çeşitli renklere boyanmış yumurtalar tokuşturulur. Bir
araya gelen erkekler çeşitli oyunlar oynar. Uzun atlama ve koşu müsabakaları
yapılır. Ertesi gün nişanlıların eğlenceleri başlar. Buna "Sıhril Memelik"
(nişanlı teşhiri) denir. Her aile, müstakbel gelinini alıp Şeyh-üt Türki
Yamacı'ndaki Şeyh Osman Mevkii'ne götürerek eğlenirler.
Şihirler
Bu kelime sergi, panayır anlamına gelmektedir. Her yıl Mayıs ayının 13. gününe
rastlar. Bir ay devam eder. Şihirler şehrin dört bir yanında bulunan türbelerde
icra edilir. Buralara giden genç kız ve kadınlar en güzel elbiselerini giyer ve
eğlenirler. Bilhassa genç kızları kadın görücüler burada tanır ve beğenirler.
Dem
Ocak ayının ilk haftasında kutlanan "Dem Günü" 'nde Noel Baba tipinde "Devveme"
(devam ettiren) ve inek suretinde olan bir iyilik meleğinin evlerin bacalarından
girerek şöminenin yanına altın ve mücevher bırakılacağına inanılırdı. Üç gün
süren bu kutlama nedeniyle her gece değişik türde yağlı yemekler ve tatlılar
yenerek "Devveme" beklenirdi. Çocuklar gündüzden hazırladıkları yeşil otları
şöminenin yanına bırakır, Ayrıca, üzüm ve cevizle de bu karşılamayı takviye
ederlerdi. En ufak bir hışırtıya uyanarak "Devveme geldi!" diye sevinirlerdi. Bu
geleneğin Noel'le aynı zamana denk düşmesi, bunun eskiden Siirt'te yaşayan
Hıritiyanlardan kaldığını göstermektedir. Bu gelenek nedeniyle evlerin bacaları
birkaç gün evvelinden temizlenirdi. Böylece yangınlara karşı bacalar temizlenmiş
olurdu. Bu geleneğin baca temizliği sağlamak için süregeldiği söylenebilir. Bu
gelenek bugün unutulmuştur.